|
Diabet
ve kalp Hastalıkları...
Diabetlilerde ölüm
nedenlerinin %80'ini damar sertliğinin neden olduğu hastalıklar oluşturmaktadır.
Bunların üçte ikisi koroner arter hastalığına, üçte biri ise beyin damarlarının
veya periferik damarların (bacak damarları gibi) hastalığına bağlıdır.Diabetin
varlığı koroner arter hastalığı açısından başlı başına önemli bir risk
oluşturmaktadır.
Diabetlilerde kalp hastalıklarının tanı ve tedavisini özellikle dikkatli olmak
gerekir;
-
Koroner arter
(kalp damar) hastalığının görülme sıklığı belirgin olarak daha yüksektir,
daha genç yaşlarda ortaya çıkar ve kadınlarda da sıkça görülür
-
Koroner arter hastalığının hiçbir belirti vermemesi sıkça rastlanan bir
durumdur.
-
Koroner arter hastalığının varlığında tedavi yaklaşımlarında farklılık söz
konusudur.
Diabetlilerde ölüm
nedenlerinin %80'ini aterosklerozun (damar sertliğinin) neden olduğu hastalıklar
oluşturmaktadır. Bunların üçte ikisi koroner arter hastalığına, üçte biri ise
beyin damarlarının veya periferik damarların (bacak damarları gibi) hastalığına
bağlıdır. Diabetin varlığı koroner arter hastalığı açısından başlı başına önemli
bir risk oluşturmaktadır. Diabetlilerde diabeti olmayanlara kıyasla koroner
arter hastalığının görülme olasılığı yaklaşık üç kat daha fazladır.
Diabetlilerde kötü huylu kolesterol olarak adlandırılan LDL-kolesterol düzeyinin
yüksek, iyi huylu kolesterol olarak adlandırılan HDL-kolesterol düzeyinin düşük
olması, hipertansiyonun, sigara kullanımının varlığı ve kan şekeri düzeyinin iyi
kontrol edilememiş olması koroner arter hastalığı riskini arttıran en önemli
faktörlerdir. Erişkin tipi diabetlilerin yaklaşık %75'i aşırı kiloludur ve kilo
fazlalığı risk faktörlerinin her biriyle bağımsız olarak ilişkilidir. Kadınlarda
menapoz öncesi dönemde koroner arter hastalığının görülme oranı erkeklere
kıyasla daha düşüktür. Menapoz sonrası dönemde ise bu oran erkeklerdekine
yakındır. Ancak diabetli kadınlarda menapoz öncesinde dahi koroner hastalığı
riski erkeklerdeki kadar yüksektir.
Diabetli hastaların
önemli bir bölümünde sessiz koroner arter hastalığı mevcuttur. Bir başka deyişle
koroner arter hastalığının tanısında yardımcı olan göğüs ağrısı yakınmasına
diabetlilerde diabeti olmayanlara kıyasla daha seyrek rastlanır. Miyokard
infarktüsü olarak adlandırılan kalp krizi tablosunun tanınmasında şiddetli göğüs
ağrısnın varlığı en önemli bulgudur. Oysa diabetli hastaların ancak yarısında
miyokard infarktüsü sırasında göğüs ağrısı vardır. Diğer yarısında ise ya hiç
bir yakınma yoktur, ya da bulantı, kusma, nefes darlığı, efor kapasitesinde
azalma, kalp yetersizliği bulguları (ayak bileğinde ödem gibi), kan şekeri
kontrolünün aniden bozulması gibi durumlar söz konusudur. Bu nedenle
diabetlilerde miyokard infarktüsü tanısı güçtür ve bazı hastalarda aradan uzun
bir zaman geçtikten sonra EKG (elektrokardiyografi) bulgularına dayanarak
infarktüs geçirildiği saptanır. Özellikle yaşlı diabetlilerde bu duruma sıkça
rastlanır
Koroner arter
hastalığı saptanan hastalarda diabetin varlığı tedavi seçiminde de farklı
yaklaşımları gerektirebilir. Kullanılacak ilaçların seçiminde hastanın diabetli
olması dikkate alınır. Cerrahi girişim (koroner by-pass) ile alternatif yöntem
olan balonla daralmış damarın açılması (anjiyoplasti) arasında karar verirken
hastanın diabetli olup olmaması dikkate alınır.
Diabetli hastalar
kan şekerlerinin kontrol altına alınması konusunda gösterdikleri titizliği kalp
sağlığı konusunda da göstermelidirler. Aşağıda söz edilen önerileri tüm diabetli
hastaların dikkate alması gerekir:
1. Kan şekerinin
yanısıra kan kolestrolüne de belirli aralıklarla (hekimlerin önerisi
doğrultusunda) bakılması uygun olur.
2. Kan basıncının belirli aralıklarla (ayda bir kez ya da hekimlerin önerisine
göre) ölçülmesi gerekir.
3. Önemsiz gibi görülebilen göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ya da çabuk
yorulma gibi yakınmalar koroner arter hastalığının ilk belirtisi
olabileceğinden bu yakınmaların en kısa sürede hekimlere bildirilmesi
önemldiir.
4. Her diabetli hasta yılda en az bir kez elektrokardiyografi (EKG)
çektirmelidir.
5. Tüm diabetli hastalar düzenli egzersiz (en azından haftada üç kez 40 dakika
süreyle yürüyüş gibi) yapmalı, fazla kilolarını vermek için uygun diyet
uygulamalı, hipertansiyon söz konusuysa hekimlerinin önerdiği ilaçları özenle
kullanmalı ve eğer kullanıyorlarsa sigarayı bırakmalıdır.
|