Kıbrıs Türk Diabet Derneği - Hoşgeldiniz

 

  "BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ"
  Ana SayfaDiabetin Tarihçesi Diabet Nedir? Komplikasyonlar Beslenme Hiperglisemi ve Keton Hipoglisemi Diabetli  Çocuk ve ... Diabetle Barışık Yaşamak Diabet ve Kalıtım Diabet ve Hamilelik  Diabet Gazetesi KTDD TüzükBize Ulaşın

 

 

Diyabetle Barışık Yaşamak...

Diyabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, sık idrara çıkma. susama, yara ve berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir.

Diyabetliysem ne yapmam gerekiyor? eğer diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize dikkat etmekten geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ortalama aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diet uygulamak ve egzersiz yapmaktır.

Diyabete bağlı gelişen komplikasyonlar nelerdir? Şeker hastası olduktan sonraki gelişen zaman içinde sürekli yüksek düzeylerde seyreden kan şekerine bağlı olarak komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonlar önce gözleri, böbrekleri, sinirleri, ve kardiyovasküler sistemi etkiler. Bundan kaçınmak için ya da mümkün olduğunca erken fark edebilmek için şeker hastasının kendisini özenle izlemesi gerekir. Günümüzde kan şekerinin kontrolü için uygulaması çok kolay yöntemler vardır.

Kan şekerimi kendim nasıl ölçebilirim? Kan şekeri düzeyinizi kendiniz izlerseniz hastalığınızı kontrol altında tutmanız kolaylaşacaktır. Tüm yapacağınız parmağınızdan bir damla kan alarak testinizi yapmaktır. Kan şekerinin ölçülmesinin en fazla korkutan tarafı parmağınızın delinmesi aşamasıdır. Artk gelişmiş teknikler sayesinde parmağınızı delme işlemi hemen hemen acısız hale gelmiştir.

Ne kadar sıklıkla kan şekerimi ölçeceğim? Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararsı Diyabet Federasyonu şeker hastalarının hangi sıklıkta şeker düzeylerinin ölçüleceğini bir bildiriyle sundu. Yoğun tedavi gören hastalar için; her yemekten önce ve yatmadan önce şeker düzeyini ölçmek gerekir. Diyabetli tüm hastalar için; günde iki defa ama farklılaştırarak çeşitli zamanlarda ölçebilirsiniz. Diyet ile kontrol edilen diyabetli hastalar için; günde bir defa kan şekerinizi ölçmelisiniz.

Ağızdan ilaç kullanan hastalar için her gün kahvaltıdan önce ve kahvaltıdan iki saat sonra olmak üzere, günde iki defa kan şekerinizi ölçebilirsiniz. Hedefiniz kan şekerinizi 24 saat boyunca istenilen seviyede tutmaktır. Her gün belirli aralıklarla ölçülen şeker sonuçlarınızı kaydederek doktorunuza bildirmeniz gerekir. Böylece doktorunuz ve siz, bu bilgiler ışığında en iyi tedavi yöntemini ve programını ayarlayabilirsiniz.

Küçük bir hatırlatma; Kan şekerinin tespit edilmesinde kendiniz kan şekerinizi tespit edebiliyorsanız, kullanmanız gereken kan, parmağınızdan alınan tam kandır. Diğer yandan damarlarınızdan alınan kanın sıvı kısmında (serum) da kan şekeri ölçülebilir. Burada bilinmesi gereken nokta tam kan ve serumda bırakılan kan şekeri düzeyleri arasında yüzde 15 oranında farklılık olabileceğidir.

Başka neler yapabilirim? Kan şekerinizi ölçebileceğiniz gibi idrar şekerinizi de ölçebilirsiniz. Normalde idrarda şeker çıkmaz. Ancak kanınızdaki şeker miktarı yükselirse, bunun bir kısmı idrara geçer. İdrar şekerinize bakmak son derece kolay bir işlem olmasına rağmen kan şekerinizi tam olarak saptayamazsınız.

Eğer diyabetliseniz kan şekerinizi doktorunuzun verdiği seviyede tuttuğunuz sürece, diyabetle yaşamanın sizi etkilemediğini göreceksiniz. Bunu yapmanın hiç de zor olmadığını, uzman doktorların, diyabet kuruluşlarının ve ilgili tüm dalların daima sizin yanında olacağını hiçbir zaman unutmayınız.

Kan şeker ölçüm cihazının önemi nedir? ‘Şeker hastalarının evde kendi kendilerine kan şeker seviyelerini ölçmeleri ne yarar sağlar?’ Bu soru her diyabetli hastanın kafasında önemli bir yer tutar. Sorunun cevabı şu şekilde verilebilir: Düzenli bir diyabet kontrolü ancak kandaki şeker seviyesinin belli bir düzende tutulması ile olur. Bu da kandaki şeker seviyesinin devamlı ölçülmesini gerektirir. Şeker hastalarının sağlıklı bir hayat kalitesinin temininde, bu aynı zamanda ekonomik bir yöntemdir. Hipoglisemi (şeker seviyesinin aşırı düşmesi) özellikle insülin kullanan tip 1 diyabetlerde korkulan bir olaydır. İnsülin enjekte edilince hipoglisemi oluşabilir. Bu da ancak kan şekerinin ölçülmesi ile tesbit edilebilir. Bunun yanı sıra insülin kullanmasa bile hastanın metabolizmasının yeniden bir yemeğe olan etkisi veya yapılan bir yürüğüş ya da spor sonrası gösterdiği tepkinin ölçülmesi gerekir. Spor yapmadan önce ve sonra kan şekerinin ölçülmesi özellikle Tip 1 diyabetlerde şarttır. Bu hipoglisemi olayının meydana gelmesini önler. Şeker hastalığı etkilerini uzun sürede gösteren bir hastalıktır. Düzenli bir şeker kontrolü uzun vadede meydana çıkabilecek nefropati,retinopati ve kalp damar rahatsızlıklarından hastayı korur.

Kartuşa hava girmesinin sonuçları ne olur? Kartuşun içinde hava bulunduğu zaman, kalemin pistonun itilmesiyle hava kabarcıkları sıkıştırılacağından, insülin daha yavaş enjekte edilecektir. Bu durumda da enjekte edilen insülinin dozu doğru olmayabilir. Kalem pistonuna basıldıktan sonra iğnenin deri altında tutulması gereken 5 saniyelik süre içinde insülinin tamamı vücuda verilmeyebilir. İğne deriden çekildiğinde kalem insülin damlatmaya devam ediyorsa hasta gereken dozda insülini alamamış olabilir. İğneden bir iki damla insülin damlamasının nedeni, kalem pistonuna basma ilemi tamamlandığında sıkıştırılmış hava kabarcığının tekrar genleşmesidir.

Kısa insülin iğnelerinin avantajları nelerdir? İntramüsküler enjeksiyonları önlemek amacıyla birçok hastanın standart uzunluğundaki iğneden kısa iğneye geçmesi önerilebilir. Bu özellikle, zayıf erişkinler, çocuklar ve ‘cilt kaldırma’ yapan hastalar için geçerlidir. Hastalar bu bölgelere standart uzunluktaki iğnelerle cildi kaldırmadan enjeksiyon yaparlarsa, insülini cilt altı dokusu yerine kas içine enjekte edeceklerdir. Sürekli olarak intramüsküler enjeksiyon yapan hastalar, intramüsküler insülinin daha hızlı emilimi ve glukoz girişi ile maksimum insülin etkisi arasındaki zaman farklılığı dolayısıyla geniş kan glukoz girişi ile dalgalanmalarına eğilimli olabilirler.

Hangi şeker hastalarının kısa insülin iğnesi kullanması gerekir? Kısa insülin iğnesinin avantajları, insülin kullanan tüm şeker hastalarının kısa insülin iğnesine geçmesinin gerekli olup olmadığı sorusunu akla getirmektedir. Eğer hem doktor hem hasta gerek enjeksiyon tekniği, gerekse elde edilen glukoz kontrolü açısından standart uzunlukta iğne kullanımını tatmin edici buluyorlarsa, kısa insülin iğnesine geçme ihtiyacı daha az olabilir. Kısa İnsülin iğnesinin duyduğu avantajlardan; özellikle çocuklar, zayıf ve normal ağarlıktaki kişiler, iğneden korkanlar vada insülin kullanmaya yeni başlayan hastalar yararlanacaklardır. Ancak, cildi kaldırmak da dahil olmak üzere, doğru enjeksiyon teknikleri kullanılırsa, standart uzunluktaki (12.7 mm)iğnelerde aynı oranda güvenilirdirler.

Kısa iğneler, standart uzunluktaki iğnelere oranla daha mı az acı verir? Klinik çalışmalar, hastaların acı açısından kısa ve uzun iğne arasında bir fark belirleyemediklerini göstermiştir. Ancak iğnenin görülebileceği çalışmalarda kısa iğneler, standart uzunluktaki iğnelere oranla daha az acısız olarak algılanmıştır. Bu da acı algılamasında psikolojik unsurların önemini ve kısa iğnelerin hastanın yaşam kalitesini artırdığını açıkça vurgulamaktadır.

Hastaların enjeksiyondan önce ciltlerini kaldırmaları gerçekten gereklimidir? Yakın dönemde elde edilen bulgular, enjeksiyon esnasında ciltlerini kaldırmayan hastalarda, insülinin cilt altı dokusu yerine kaslara gittiği enfeksiyonların tehmin edilenden daha fazla olduğunu göstermektedir. Diyabetli çocuklarda yürütülen bir çalışmada, kasa giden enjeksiyomların oranı %31'e kadar çıkmıştır. Küçük yaştaki zayıf erkekler çocuklar, enjeksiyonun, neredeyse %50 si kaslara gittiği için özellikle risk altında bulunmaktadır. Aynı oranlar, yetişkinlerde daha düşük olmasına rağmen, yine de önemlidir.

Ecz. Şenay Erincan

 
 
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

UYARI: Bu sitedeki yazılar sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangi bir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.


Copyright © 2006- Kıbrıs Türk Diabet Derneği.